Kanun Yararına Bozma ve Hukuki Sonuçları
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)’nun 363.maddesi;
“(1) İlk derece mahkemelerinin kesin olarak verdikleri kararlar ile istinaf incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlarına ve bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla kesin olarak verdikleri kararlar ile yine bu sıfatla verdikleri ve temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlarına karşı, yürürlükteki hukuka aykırı bulunduğu ileri sürülerek Adalet Bakanlığı veya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kanun yararına temyiz yoluna başvurulur.
(2) Temyiz talebi Yargıtayca yerinde görüldüğü takdirde, karar kanun yararına bozulur. Bu bozma, kararın hukuki sonuçlarını ortadan kaldırmaz.
(3) Bozma kararının bir örneği Adalet Bakanlığına gönderilir ve Bakanlıkça Resmî Gazetede yayımlanır.” amir hükmünü haizdir.
Kanundaki bu düzenleme kapsamına göre, ilk derece mahkemelerinin kesin olarak verdikleri kararlar ile istinaf incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlarına ve bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla kesin olarak verdikleri kararlar ile yine bu sıfatla verdikleri ve temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan hükümler hakkında kanun yararına temyiz yoluna başvurulabilecektir.
Mevzuatta yer alan düzenlemeden de anlaşılacağı üzere madde metninde tahdidi olarak sayılan kararlar yönünden ancak mümkün olan kanun yararına bozma müessesesinin tüm hukuki kararlar açısından yüksek Yargıtay’da incelemeye konu edilmesinin mümkün olmadığı anlaşılmaktadır. Bir başka ifade ile istinaf ya da temyiz incelemesinden geçen ve esası hakkında karar verilen bir dosyanın kanun yararına temyiz edilmesi hukuken mümkün değildir. Ancak kanun yolu incelemesinden geçen kararların esası hakkında karar verilmiş olmasının kanun yararına bozma incelemesine engel teşkil ettiği hususu dikkatten kaçırılmamalıdır. Öte yandan delillerin takdiri ve değerlendirilmesi kapsamında olduğu anlaşılan kararlar hakkında da kanun yararına temyiz yoluna başvurulması mümkün değildir.
Kanun yararına temyizin amacının, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmemiş olan mahkemelerce ve istinaf hukuk dairelerince ilk derece sıfatı ile verilen kararların hukuka aykırılık durumunun bulunup bulunmadığının incelenmesi neticesinde, hukuka aykırılığın tespit edilmesi halinde, hukuka uyarlı olmadığı tespit edilen kanun maddesinin uygulanmasına dayalı bir kesin nitelikte kararın tespiti karşısında, kesin nitelikli kararda belirtildiği biçimde kanunun uygulanamayacağının duyurulmasıdır. Mahkemeler açısından bir anlamda yol gösterici niteliği olan kanun yararına bozma kararları hükmün hukuki sonuçlarını değiştirmediği gibi, tarafların lehine veya aleyhine de bir sonuç doğurmamaktadır.
Amacı yukarıda açıklandığı üzere hukukta yanlış uygulanan kanuna dikkat çekmek olan kanun yararına bozma müessesesine, verilen kararın istinaf ya da temyiz edilemeyen kararlardan olması veya süresi içinde istinaf ya da temyiz edilmemesi nedeniyle başvurunun reddedilmesi durumunda da başvuru mümkündür. Ancak yukarıda da açıklandığı üzere Yargıtay tarafından verilecek kanun yararına bozmaya dair karar, hükmün hukuki sonuçlarını değiştirmeyecek olup, kanun metninde düzenlendiği hali ile tarafların lehine ya da aleyhine de herhangi bir sonuç doğurmayacaktır.
Bu aşamada kanun yararına müracaat etme yetkisinin kimde olduğu hususuna da açıklık getirmenin yararlı olacağı muhakkaktır. Mahiyeti itibariyle kanun yararına bozmaya konu bir kararın varlığı halinde temyiz yoluna Adalet Bakanlığı veya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından müracaat edilebilmektedir. Adalet Bakanlığına tanınmış olan yetkinin kullanılmasına ilişkin işlemler ise Bakanlık Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü tarafından yerine getirilmektedir. Örneğin bir dosya tarafı ya da bir avukat meslektaş tarafından kanun yararına bozma yoluna başvuru gündeme geldiği vakit, kanun yararına bozulması istenilen kararı veren ilk derece mahkemesine dilekçe ile müracaat edilmesi ile başlayacak süreç, eklenecek dilekçe ile birlikte gönderilecek dosyanın hukuki şartları taşıması durumunda ve gerek görülmesi halinde bu yönde yapılacak başvuru işlemleri doğrultusunda ilgili Yargıtay dairesince karara bağlanmak suretiyle neticelenecektir. Ancak tekrar belirtmekte yarar var ki, kanun yararına bir karar bozulsa dahi hükmün hukuki sonuçları değişmeyecek ve taraflar açısından da lehe ya da aleyhe bir sonuç doğurmayacaktır.
Kanun yararına bozma kararını GÜNCEL BİR KARAR İLE ÖRNEKLENDİRMEK GEREKİRSE;
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 07/04/2025 tarihli 2025/590 Esas 2025/1899 Karar sayılı olup Resmi Gazete’nin 10/06/2025 tarihli sayısında yayımlanan kanun yararına bozma kararına bakabiliriz.
Söz konusu kanun yararına bozma kararına konu incelemeye esas yerel mahkeme dosyasındaki dava konusunun “paket tur sözleşmesinin iptali nedeniyle davacının ödemiş olduğu bedelin iadesi istemine ilişkin” olduğu, ilk derece mahkemesince kararın kesin mahiyette verilmiş olduğu, kanun yararına temyizen inceleme istediğinin Adalet Bakanlığı tarafından istenilmiş olduğu görülmektedir.
İlk derece mahkemesi kararına bakıldığında; davacı tarafından Euro cinsinden ödenen paket tur bedelinin ödeme tarihindeki efektif döviz satış kuru üzerinden toplam tutarına göre davanın kısmen kabulüne, tespit edilen alacağın dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verildiği, kararın davacı tarafından süresinde istinaf edilmesi üzerine ilgili istinaf dairesi tarafından davacının istinaf başvurusunun kesinlik nedeniyle reddine karar verildiği görülmektedir.
Adalet Bakanlığı tarafından, ilk derece mahkemesince 1.880,80 Euro paket tur ücretinin ödendiği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 99. Maddesi gereğince davacı alacaklının seçimlik hakka sahip olduğu, davacının dava dilekçesinde ödediği bedelin dava tarihindeki kura göre karşılığı olan 18.919,54 TL’nin davalılardan tahsilini talep ederek seçimlik hakkını bu yönde kullandığı dikkate alınarak karar verilmesi gerekirken paket tur ücretinin ödemesinin yapıldığı tarihteki kur üzerinden karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu ileri sürülerek, kanun yararına temyiz isteminde bulunulmuştur.
Paket tur sözleşmesinin iptali nedeniyle davacının ödemiş olduğu bedelin iadesi istemine ilişkin kanun yararına bozma kararında, davacı tarafından yabancı para cinsinden yapılan ödemenin dava tarihindeki kur üzerinden tahsilinin talep edilip edilmeyeceği hususunun uyuşmazlığın çözümlenmesi yoluna gidildiği görülmektedir.
Kanun yararına bozma kararının “değerlendirme ve gerekçe” bölümünde TBK 99.maddesindeki yasal düzenlemeye yer verilerek, aynı minvalde daha evvel karara bağlanan yine aynı Yargıtay Dairesinin 12/02/2024 tarih 2023/1440 Esas 2024/574 Karar sayılı ilamının ilgili kısmına da değinilerek, gerek Daireye ait içtihat ve gerekse yasal mevzuat birlikte değerlendirilmek suretiyle, dava konusu olayda davacı alacaklının TBK’nın 99.maddesi uyarınca alacağının aynen veya vade ya da fiili ödeme günündeki rayiç üzerinden ülke parası ile de ödenmesini isteyebileceği, somut olayda ise dava tarihindeki kur üzerinden TL karşılığı olarak talepte bulunarak seçimlik hakkını kullandığı, ancak Mahkemece davalılara ödeme yapılan tarihteki kur üzerinden TL karşılığı olarak karar verildiğinin anlaşılması karşısında, yasadan kaynaklı seçimlik hakka sahip olan davacının dava dilekçesinde ödediği bedelin dava tarihindeki kura göre karşılığının davalılardan tahsilini talep ederek seçimlik hakkını bu yönde kullandığı dikkate alınarak karar verilmesi gerekirken, paket tur ücretinin ödemesinin yapıldığı tarihteki kur üzerinden yazılı şekilde karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu belirlemesi ile Adalet Bakanlığı’nın bu yöne ilişen kanun yararına temyiz isteminin kabulü ile 6100 sayılı HMK’nun 363/1.maddesi dayalı kanun yararına bozma isteminin kabulü neticesine göre kararın sonuca etkili olmamak üzere kanun yararına bozulmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
İncelenen örnek güncel kanun yararına bozma kararından da anlaşılacağı üzere, her ne kadar ilgili Yargıtay dairesi tarafından başvuruya konu karar kanun yararına bozulmuş ise de, kararın sonuca etkili olmamak üzere bozma kararı verildiğinin karar kapsamında belirtildiği görülmektedir.
Bu kapsamda kanun yararına bozma müessesesinin hukuki bir sonuç doğurmayıp, taraflar yönünden lehe ya da aleyhe bir sonuca sebebiyet vermediği anlaşılmakta ise de, benzeri bir dava konusu yönünden mahkemelere yol gösterici niteliği itibariyle son derece önem arzettiğini belirtmekte yarar görmekteyim.
Av. Büşra TEKSÖĞÜT
